Yine soğuk bir sabah.... Yanımda en iyi 2 dostum (nescafe+sigaram) zaman geçiriyoruz.Bilgisayarımın da hakkını yiyemem doğrusu o olmasa ne yapardım ben:) Mesela 1 haftadır merak saldığım örgü modellerini o olmasa nasıl görecektim. Gerçi görmemde pek iyi olmadı o kadar güzel şeyler yapılmış ki hepsini yapmak istiyorum hangisinden başlayacağımı şaşırdım.Şimdi bu yazıyı okuyanlar örgüyü çok iyi bildiğimi düşünecekler hemen bir parantez açayım örgüyü çok yüzeysel olarak yapabiliyorum yinede öyle klasik şeylerden hoşlanmıyorum şöyle değişik, ilginç olacak yapacaklarım :) örgüyü bilenler, ilgilenenler sağolsunlar çok güzel bloglar hazırlamışlar kedi yaptıklarını, netten gördüklerini eklemişler hepsinin ellerine sağlık ve darısı başıma...
Bugün yaşadığım yere yarım saat uzaklıkta bir yere gidiyoruz 4 arkadaş biraz alışveriş yapalım dedik malum kış geldi ve bayram yaklaşıyor aslında bu eşimden ayrı yaptığım ilk alışveriş olacak onun fikirleri bana hep yardımcı olmuştur şimdi baş ihtiyaçlarım kaban ve çizme o olmadan karar verebilirmiyim bilmiyorum zaten dünyanın en kararsız insanlarından biriyim... Elim boş dönerim ya hadi hayırlısı ama olsun gezmiş olurum dimi :)
kahvem bitmeden çıkmasak bari :) nefret ediyorum kahvemi yarım bırakmaktan...
Bu hafta nasıl geçti anlamadım geçen haftasonu eşimin annesi bizimleydi Pazartesi gitti o gün zaten pazar vardı gün akıp geçti salı çarşıdaydım kuaför olayı(kızsal mazeretler)çarşamba evdeydim, perşembe yine çarşı cuma evde cumartesi yine dışarıdayım pazar evde otururum herhalde ooo 1 gün arayla hep çıkmışım süpper ben alışık değilim bu kadar çıkmaya :))
Pazar günü eşim evde değil çok can sıkıcı semineri var :(
Teoman çalıyor radyoda "bir kar tanesi" bayılırım bu parçaya...
Zaman geçtikçe gitmekten vazgeçer gibi oluyorum tabiki vazgeçemem çok ayıp olur.Hem kabuğumdan sıyrılıp biraz insan içine karışmam lazım hem bu yolculuk kızları tanıma açısından da iyi olacak insanları en iyi tanımanın yollarından biri de yolculuğa çıkmakmış derler hem bunu test etmiş olurum bakalım tanıyabilecekmiyim:)
Artık kalkmalıyım yazımın bu kadar kısa sürmesini istememiştim bunları yazmak için oturmamıştım aslında ama gözüm saatte olunca toparlayamadım.
Gölgen gibidir yalnızlık
Gecenin ıssızlığı,
karanlığı gibi boş ve soğuk.
Sarılırsın ararsın tutamazsın
yoktur
çaresi.
Adı Yalnızlık
Yazılmıştır birkere
Yiğit olsan da büker
bileği,
Cesur olsan da sızlatır yüreği.
İçindedir sevgi, insanın tek
dileği
Ateşten gömlek misali
SEVGİ... SEVGİ... SEVGİ
Ümit Yaşar Oğuzcan
Sevilmek için annesinden randevu alan çocuk
15/11/2006 tarihinde yazıldı.Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Kapıdan iceri girer girmez neseyle bagırdı:"Anne biliyormusun bugün
yuvada ne
oldu?"
"Görmüyor musun? Telefonla konusuyorum.
"Hic kimsenin sevdigi sey
birbirine benzemiyordu. Annesi
telefonu,babasi arabayi seviyordu. Hersey
erteleniyordu telefon ve araba söz konusu oldugunda.
Bir de eve misafir
gelecek oldumu kendisine hic yer kalmiyordu.Nerelere gitsindi? Annesi
kapatti
telefonu.
Mutfaktan tencere kasik sesleri geliyordu. Kosarak
yanina gitti."Sana yardim edeyim mi?" dedi en
sevimli halini takinarak.
Annesi manali manali bakti."Hayirdir.Bir yaramazlik filan. Bak bir de
seninle
ugrasmayayim.Cok yorgunum zaten.
"Yorgunluk nasil bir seydi. Bazen
elinde oyuncagiyla uykuya daldiginda anneannesi
oyuncagi yavasca elinden alir
"Nasil yorulmus yavrucak. Uykunun gül kokulu kollari sarsin seni"
diyerek
alnina biröpücük konduruverirdi. Yorgunluk gül kokulu bir uykuya dalmaksa eger,
ne diye annesi
kendisiyle böyle kizgin kizgin konusuyordu.
"Annecigim
yoruldugun zaman gül kokulu uykulara dalarsin.Anneannem öyle söylüyor.""Uykuya
dalayim da
gül kokulari kusur kalsin. Yorgunluktanölüyorum.
"Bu kelimeden
nefret ediyordu. Yorgunum. Yorgun oldugumdan. Böyle yorgun
yorgunken...
"Annecigim sen yorulma diye..."
"Yemekte konusuruz cocugum.
Bankada isler yetismedi.Baban gelene kadar bunlari bitirmem
lazim. Hadi sen
oyna biraz."
"Hani siz yoruluyorsunuz ya...""Eeee....""Ben de oynamaktan
yoruluyorum.""Ne
yapayim?" "Bilmem..."
Yapilmamasi gerekenleri biliyordu
da büyükler, yapilmasi gerekenleri hic bilmiyorlardi.
Isiklar söndü birden.
Annesi öfkeyle söylenmeye basladi. "Mum da yok" diye diye
karistirdi
dolaplari el yordami. Çocuk sırt üstü yatıp,anneannesinin köyünü düsündü.
Gaz
lambasinin isiginda deli tavsan masalini anlatisini. Deli tavsanin duvardaki
aksini getirdi gözlerinin önüne.
Anneannesi gibi ellerini birlestirip
isaret parmaklarini yukari kaldirarak tavsan kafasi yapti.
"bak deli tavsan"
diyerek parmaklarini oynatti. Yoldan gecen arabalarin farlari duvardaki tavsana
yol acti.
Tavsan alabildigine hür dolasti sagda solda. Otlarla kuslarla
konustu. Sonra yorgun düstü. Duvardaki görüntü o
minik avuclarin acilmasiyla
kayboldu. Kolu yavasca kanepeden asagi sarkti.Neden sonra isiklar geldi.
Kadin
cocugun hic konusmadigini akil etti birden. Kanepeye kostu.
Kücücük
dizlerini karnina dogru cekerek uykuya dalmisti.Masanin üstündeki dosyalara
bakti igrenerek.
Dindirilmez birpismanlik doldurdu icini.
Uyandirmaktan
korka korka kücük alnina bir öpücük kondurdu. Cocuk sanki bu öpücügü
bekliyormuscasina
"Isin bitince beni sever misin anne?" dedi.
Kadin,
sevilmek icin randevu alan cocuguna bakarak sabaha kadar agladi.
Bu yazıyı okuduğumda tüylerim ürperdi hiç böyle bir duygu yaşamama rağmen sanki o çocuk benmişim gibi üzüldüm hiçbir çocuğun böyle hissetmemesini diliyorum...

